Reşat Nuri Güntekin - Yaprak Dökümü Temmuz 18

Ali Rıza Bey, namuslu, çalışkan bir insandır. Çalıştığı şirketin patronu Ali Rıza Bey’in işe soktuğu bir kadınla ilişkiye girer ve onunla evlenmeyi reddeder. Bunun üzerine Ali Rıza Bey şirketten ayrılır. Böylece ailenin tüm yükü büyük oğul Şevket’e kalır. Kazandığı para babasınınkinden az olduğu için aile birden büyük bir yoksulluğun içine düşer ve kendi aralarında sürekli olarak kavga etmeye başlarlar. Artık aile Ali Rıza Bey’i adam yerine koymamakta, ona saygı duymamaktadırlar. Onunla bir tek ailenin en büyük kızı Fikret konuşur, fakat o da bu duruma daha fazla dayanamaz ve kendinden yaşça büyük biriyle evlenir. Bu arada Şevket kendisine uygun olmayan biriyle evlenir. Diğer kızları Leyla, Necla ve Ayşe onları bu duruma getirdiği için babalarını suçlarlar. Onların tek kurtuluşu evlenmektir. Bunun üzerine evde her akşam danslı, müzikli partiler verilmeye başlanır. Ali Rıza Bey bu kadar şeyin nerden çıktığına hayret etmektedir. O da sonunda bu düzmece oyuna katılır ve kızlarına iyi birer koca bulmaya çalışır. Bu arada Şevket’in karısı fakirliğe daha fazla dayanamadığı için evi terkeder. Şevket de borçlarını ödeyemediği için hapse girer. Necla kendini çok zengin gösterdiği halde öyle olmayan bir Arap’la evlenir. Sonradan buna çok pişman olur ama eve geri dönmesine izin vermezler. Ayrıca borçları ödemek için evi ipoteklemişler fakat evi de kaybedip hartabeden biraz iyi bir apartman dairesine taşınmışlardır. Sonra Leyla evdekilerden habersiz zengin bir adamın metresi olur. Bu olay ortaya çıkınca Leyla annesini ve Ayşe’yi de alarak Taksim’de kendisi için tutulan lüks daireye gider. Ali Rıza Bey kızını reddetmektedir ve üzüntüden kötürüm olur. En sonunda onun da gönlünü alırlar ve Ali Rıza Bey son günlerini bolluk içinde geçirir, fakat bir aile de dağılmıştır.
Boyut: 88,7 KB
Mustafa Armağan - Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı Temmuz 18

Mehmed Akif, Birinci Dünya Harbi'nde Asım'ın neslinin kıt'a kapma oyunu oynadıklarından söz eder. Bu gençlerin kimi Galiçya'da, kimi Sina Çölü'nde, kimi Kafkaslar'da, kimi de Çanakkale'de emperyalizme karşı çağları alt üst eden bir mücadele veriyorlardı. Bugün de eğitim neferlerimiz aynı rolü oynamıyorlar mı? İnsanlığa bu defa Yunus'un gönüllerine ektiği güzellikleri demetleyip sunmuyorlar mı? Bu çağın vebasına inançlarından derledikleri güzellikleri derman olarak sürmüyorlar mı? Ve en önemlisi de, bizden adam çıkmaz hurafesinin çatısını çatır çatır yıkmıyorlar mı?
Bu bir Sonsuzluk Kervanı dostlar! Dün Tarık B. Ziyad'ın kutlu askerleri bu vazifeyi üstlenmişlerdi, bugün ise eğitim gönüllüleri. Dün Abdülhamid Han bu kervanın bir halkası olmuştu, bugün vazife bizim omuzlarımızda.
Abdülhamid'in dansı devam ediyor dostlar.
Kurtlarla, yani insanlığın düşmanlarıyla insanlığın dostlarının ezeli mücadelesi.
Boyut: 227 KB
Tuna Kiremitçi - Git Kendini Çok Sevdirmeden Temmuz 18

Sevmesini de gitmesini de bilenler için: Git Kendini Çok Sevdirmeden. Nostalji, aşk kırıklıkları, evlilik, birbirini sonradan anlamanın hüznü ve acılara rağmen hayata tutunma çabaları... Tuna Kiremitçi'nin ilk romanı, bir kazada oğlunu yitirdikten sonra annesinin Eskişehir'deki evine sığınan Arda Akad'ın öyküsünü anlatıyor. Arda'nın ana ocağında genç kızlık yıllarına geri dönüşü ve ilk aşk öyküsünün kahramanı olan erkeğin yirmi üç yıl sonra yeniden ortaya çıkışı... Sevmek ve gitmek üzerine, "ince düşünülmüş" bir roman.
Boyut: 274 KB







